• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com

NÖBETÇİ ECZANELER
ULUSAL GAZETELER

Eğitim Sen Çorum Şube Yürütme Kurulu, 2025/2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarısında yaşanan sorunlara dikkat çekti

 

  1. Eğitim Sen Çorum Şubesi:
  2. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
  3. BU DÖNEMDE DE
  4. SINIFTA KALDI!
  5.  


  1. 15 Ocak 2026

Eğitim Sen Çorum Şube Yürütme Kurulu, 2025/2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarısının 16 Ocak Cuma günü sona erecek olması nedeniyle bir mesaj yayınladı.

Eğitim Sen Çorum Şube Yürütme Kurulu'ndan yapılan açıklamada; 2025/2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarısının eğitimde çözüm bekleyen köklü sorunların gölgesinde sona erdiği, Yüz binlerce öğretmenin atama beklediği, mevcut öğretmenlerin ağır iş yükü ve ekonomik sıkıntılar altında görev yaptığı, okullarda personel yetersizliği ile temizlik ve hijyen sorunlarının çözülmediği koşullarda eğitim öğretim yapıldığına dikkat çekildi.

Eğitim Sen Çorum Şube Yürütme Kurulu'nun 2025/2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarı değerlendirmesi şöyle:

'Son yıllarda Türkiye’deki eğitim politikalarında yaşanan piyasa merkezli ve laiklik karşıtı dönüşüm, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkararak piyasacı, tek din–tek mezhep referanslı ve merkeziyetçi bir yapıya dönüştürmüştür. Bu dönüşüm sadece eğitim sistemini değil; öğrenciler, öğretmenler ve toplumun tamamı üzerinde çok katmanlı ve derin etkiler yaratmıştır. Eğitim, toplumsal eşitliğin ve kamusal yararın bir aracı olmaktan uzaklaştırılmış, piyasanın ihtiyaçlarına ve siyasi iktidarın ideolojik yönelimlerine göre şekillenen bir araç hâline getirilmiştir.

  1. 'PLANSIZ, BİLİMSEL
  2. TEMELDEN UZAK
  3. BİR DÖNEM'

2025/2026 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yıllardır süregelen plansız, bilimsel temelden uzak ve emek karşıtı uygulamalarının daha da derinleştiği bir dönem olarak başlamıştır. 'Maarif Yüzyılı' adı altında sunulan politikalar, eğitimin niteliğini artırmak bir yana; öğretmenler için angaryayı, öğrenciler için güvencesizliği, eğitim sistemi için ise çok yönlü bir krizi beraberinde getirmiştir.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve geldiği günden bu yana eğitim sistemi; pedagojik ilkelerden, çocuk haklarından ve evrensel eğitim normlarından hızla uzaklaştırılmıştır. Kararlar öğretmenlerden, sendikalardan ve eğitim bilimcilerden kopuk biçimde alınmakta; eğitim, ideolojik ve piyasacı yaklaşımların deneme alanına dönüştürülmektedir.

  1. 'NORM BELİRLEME
  2. SÜREÇLERİ ŞEFFAFLIKTAN
  3. VE NESNELLİKTEN
  4. TAMAMEN UZAKTIR'
  5.  

2025/2026 eğitim öğretim yılı başında yapılan norm belirleme işlemleri, şeffaflıktan ve nesnellikten tamamen uzaktır. Okulların gerçek ihtiyaçları yok sayılmış, yapay biçimde norm fazlası yaratılarak binlerce öğretmen belirsizliğe sürüklenmiştir. Bu sürecin devamında hayata geçirilen resen atamalar, öğretmenlerin aile bütünlüğünü, mesleki motivasyonunu ve çalışma barışını açıkça hedef alan bir sürgün uygulamasıdır. Bu hafta açıklanan norm fazlası öğretmenlerin atama süreçlerinde yine eğitim emekçileri mağdur edilmiş, haksız ve hukuksuz bir şekilde ailelerinden zorla koparılarak resen atama yoluyla uzak ilçelere gönderilmiş, eğitim emekçilerinin özür durumları hiçbir şekilde gözetilmemiştir.

  1. 'MESEM UYGULAMALARI,
  2. MEB'nın EN SORUNLU VE
  3. EN TEHLİKELİ PROJESİDİR'
  4.  

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın en sorunlu ve en tehlikeli projelerinden biri haline gelmiştir. “Mesleki eğitim” adı altında yüz binlerce çocuk ve genç, denetimsiz işyerlerinde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaktadır. Eğitimden koparılan öğrenciler; iş kazalarına, tacizlere, istismara, ağır çalışma koşullarına ve sosyal güvencesizliğe mahkûm edilmektedir.

MESEM’lerde yaşanan çocuk işçiliği, yalnızca pedagojik bir sorun değil; aynı zamanda açık bir çocuk hakları ihlalidir. Bu uygulamalar sonucunda yaşanan iş cinayetleri ve ağır yaralanmalar, Bakanlığın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Eğitim, çocukları sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirme aracı olamaz.

  1. 'OKULLARDA
  2. BESLENME
  3. SIKINTILARI
  4. GİDERİLEMEDİ'

Okullarımızda beslenme sorunu yaşayan öğrencilerimizin sıkıntıları giderilememiş, “bir öğün yemek ve içilebilir temiz su” sağlanamamış, öğrencilerimizin yaşadığı derin yoksulluklar sonucu okula aç gelmelerine kalıcı çözümler üretilememiştir.

Okullara ayrılan yetersiz ödenekler nedeniyle okullarımızın temizlik ve güvenlik sorunları yaşamalarının önüne geçilememiş, bu sorunların çözümü için kaynak yaratılma konusu bağış, aidat şeklinde toplanan paralarla velilere yüklenmiştir.

'Maarif Yüzyılı' söylemi altında yürütülen politikalar; öğretmenlere nitelikli çalışma koşulları sunmak yerine, anlamsız raporlamalar, performans baskısı ve sürekli değişen mevzuat dayatmaları getirmektedir. Öğretmenler asli görevleri olan eğitim-öğretim faaliyetlerinden koparılmakta, bürokratik angaryalara mahkûm edilmektedir.

  1. 'SON BİR YILDA
  2. 1.775 DEVLET OKULU
  3. DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ
  4. VEYA KAPATILMIŞTIR'
  5.  

Son bir yılda 1775 devlet okulu dönüştürülmüş veya kapatılmıştır. Buna karşılık olarak ise 348 yeni özel okul açılmıştır. OECD’nin her yıl Eylül ayı içinde yayınladığı Bir Bakışta Eğitim Raporu’na göre 2025 yılında Türkiye’de eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalar OECD ortalamasının hala çok altında seyretmektedir.

Türkiye, taraf olduğu Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı hareket etmekte, AİHM’in son olarak Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Eğitim sisteminin bütün kademelerinde pozitif bilimin tüm öğelerini içinde bulunduran, çağdaş ve bilimsel ilkelere dayanan, gerçek bir laiklik anlayışı temelinde yükselen bir yapının oluşturulması ve bu anlamda öncelikle zorunlu din dersi uygulamasından derhal vazgeçilmelidir.

  1. 'EŞİT, PARASIZ, NİTELİKLİ
  2. EĞİTİM OLANAKLARI
  3. SAĞLAMAK BAKANLIĞIN
  4. SORUMLULUĞUNDADIR'
  5.  

Tüm öğrenciler için eşit, parasız, nitelikli eğitim olanakları sağlamak devletin ve özelde Millî Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Bilimsellik eğitimin olmazsa olmazıdır. Öğretim programında temel referansımız akıl ve bilim olmalı, protokoller eliyle eğitimin dinselleştirilmesi politikalarına son verilmeli, öğrencilere ve velilere rağmen gerçekleştirilen okullaşma politikası sonlandırılmalıdır. Bilimin, sanatın, sporun iç içe olduğu, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kendini özgürce ifade edebildiği laik ve bilimsel eğitim politikaları hayata geçirilmelidir.

Anadilinde eğitim, eğitim biliminin en temel ilkelerinden birisidir. Bir ülkenin gelişmişliği ve kültürel zenginliği açısından önemli olan, ekonomik ve toplumsal başarı sağlamak, dilsel ve kültürel zenginliklerin nesilden nesile aktarılmasının olanaklarını yaratmaktır. Toplumsal değişim ve ilerlemeyi engelleyebilmek için dünyanın birçok yerinde ilk olarak eğitim olgusuna el atılarak, kültürel zenginlikler talan edilmiş ve ‘resmi dil’ dışında kalan anadillerinde eğitimin yasaklanması eğitim biliminin en temel ilkesinin yok sayılması anlamına gelmektedir.

Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.

Eğitim sistemi, her kademeden öğretmenler, farklı statülerdeki üniversite çalışanları, memurlar ve yardımcı hizmet personeli ile bir bütündür. Tüm eğitim ve bilim emekçileri, aralarındaki statü farklılıklarına rağmen, benzer ekonomik ve sosyal sorunları yaşamaktadır.

Eğitim Sen Çorum Şubesi, çocukların eşit, özgür ve nitelikli bir eğitim alabilmesi; tüm ve eğitim emekçilerinin güvenceli, insanca koşullarda çalışabilmesi için mücadelesini sürdürecektir.'/BSGMEDYA




Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI