• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com

ULUSAL GAZETELER

Eğitim Sen Çorum Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Kenan Sırma, 2025-26 eğitim öğretim yılının karanlık bir tabloyu gösterdiğini belirtti.

 

  1. 'EĞİTİM; SİYASİ
  2. KADROLAŞMANIN
  3. APARATI HALİNE GETİRİLDİ'
  4.  

  1. 26 Haziran 2026
  2. Eğitim Sen Çorum Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Kenan Sırma, 2025-26 eğitim öğretim yılının karanlık bir tabloyu gösterdiğini belirtti.
  3. Eğitim-öğretim döneminin tamamlanması nedeniyle bir değerlendirme raporu yayınlayan Kenan Sırma, Eğitim Sen olarak; eğitimin ticarileştirilmesine ve siyasi kadrolaşmanın bir aparatı haline getirilmesine karşı, öğretmenlik mesleğinin onurunu ve güvenceli çalışma hakkını her platformda savunmaya devam edeceklerini vurguladı.
  4.  
  5. Sırma, “Nitelikli eğitim ancak liyakatli, güvenceli ve mesleğini siyasi iktidardan bağımsız şekilde icra eden öğretmenlerle mümkündür” dedi.
  6.  
  7. Kenan Sırma’nın değerlendirmesi şu şekilde:
  8.  
  9.  
  10. “PİYASA MERKEZLİ VE LAİKLİK
  11. KARŞITI DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR”
  12.  
  13. “2025-2026 eğitim-öğretim yılı, 26 Haziran Cuma günü itibarıyla yerini yaz tatiline bırakırken, Türkiye’de eğitim sistemi kronikleşen ve çözüm bekleyen köklü sorunların gölgesinde bir dönemi daha geride bırakmıştır.
  14.  
  15. Yüz binlerce adayın atama beklediği, mevcut öğretmenlerin ise ağır iş yükü ve derinleşen ekonomik sıkıntılar altında mesleklerini icra etmeye çalıştığı bu süreç; kalabalık sınıflar, yetersiz fiziki kapasite, personel eksikliği, temizlik ve hijyen krizleri gibi doğrudan okul koridorlarına yansıyan temel sorunlarla daha da ağırlaşmıştır.
  16.  
  17. Son yıllarda ivme kazanan piyasa merkezli ve laiklik karşıtı dönüşüm; eğitimi anayasal ve kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştırmış; ticari kaygıları gözeten, tek din–tek mezhep referanslı ve merkeziyetçi bir yapıya büründürmüştür.
  18.  
  19. Toplumsal eşitliğin ve kamusal yararın en önemli aracı olması gereken eğitim sisteminin, piyasa dinamiklerine ve siyasi iktidarın ideolojik yönelimlerine göre yeniden şekillendirilmesi; sadece okulları değil, öğrencileri, öğretmenleri ve nihayetinde toplumun tamamını etkileyen çok katmanlı ve derin bir tahribata yol açmaktadır.
  20.  
  21. EĞİTİMDE PİYASALAŞMA:
  22. VELİLER MÜŞTERİ OKULLAR İŞLETME
  23.  
  24.  
  25. Türkiye’de özel öğretimin örgün eğitim içerisindeki payı 2002 yılında yüzde 1,9 seviyesinde seyrederken, 2026 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 8’e ulaşmıştır. Yaklaşık çeyrek asırlık bir periyotta gerçekleşen bu dört katı aşkın sayısal artış, eğitim sektörünün yatırım ve işletme faaliyetleri açısından kamusal bir hak olmaktan ziyade ticari bir pazar alanına dönüştürüldüğünün somut bir kanıtıdır. Söz konusu eğilim, devletin eğitim yatırımlarından kademeli olarak çekilmesi ve özel girişim sermayesinin teşvik edilmesi politikalarının doğrudan bir çıktısı olarak kayıtlara geçmektedir.
  26.  
  27.  
  28. SINIFTAKİ PARÇALANMA:
  29. KADROLU, SÖZLEŞMELİ,
  30. ÜCRETLİ İSTİHDAM REJİMİ
  31.  
  32. Türkiye’deki eğitim emeğinin yapısal dönüşümü ve kamusal alandaki güvencesizlik dalgası farklı istihdam biçimleriyle karşımıza çıkmaktadır. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitim sisteminin ana taşıyıcısı olan öğretmenlik mesleği tek bir hukuki statüden çıkarılarak; hak, ücret ve güvence ekseninde dikey olarak bölünmüş ve daha esnek ve güvencesiz bir istihdam rejimi inşa edilmek istenmiştir.
  33. Ücretli öğretmenlik uygulaması kamusal bir hizmetin nasıl tamamen piyasa şartlarına göre ve asgari standartların bile altında yürütülebileceğinin en somut kanıtıdır.
  34.  
  35. “Ders başı ücret”, “asgari ücret altı kazanç” ve “sıfır güvence” gibi tanımlamalar, bu gruptaki emeğin hukuken bir kamu personelinden ziyade, güvencesiz birer mevsimlik işçi statüsü olduğunu göstermektedir. Sayısal olarak sözleşmeli öğretmen sayısını bile geride bırakan bu devasa kitle, eğitimde maliyeti düşürme odaklı esnekleşmenin en somut göstergesidir.
  36.  
  37.  
  38. ÖĞRENCİ BAŞINA
  39. YAPILAN EĞİTİM
  40. HARCAMALARI OECD
  41. GERİSİNDE BIRAKILDI!
  42.  
  43. Türkiye’de eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalar OECD ortalamasının hala çok altında seyretmektedir. Türkiye’de eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamaların OECD ortalaması ile karşılaştırmalı verileri kamusal eğitimde yaşanan erozyonu bütün boyutlarıyla gözler önüne sermektedir.
  44.  
  45. 2025/’26 eğitim-öğretim yılında okullarda temizlik ve hijyen sorunları sürekli gündem olmuştur. Binlerce öğrencinin ve eğitim emekçisinin ortak kullanım alanı olan eğitim kurumlarında, temizlik iş gücünün yapısal olarak eksik planlanması, hijyen krizinin tesadüfi değil, sistemsel bir bütçe ve kadro tercihinin sonucu olduğunu belgelemektedir.
  46.  
  47. OKULLAR ŞİDDET
  48. SARMALINA
  49. TESLİM EDİLDİ!
  50.  
  51. Okullarda son dönemde artış gösteren şiddet olayları, eğitim ortamının güvenliği konusunda toplumun her kesiminde derin endişeler yaratmaya başlamıştır. İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi sonrasında, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılar sonucunda yaşanan can kayıpları okulların güvenliğini yeniden tartışmaya açmıştır.
  52.  
  53. Okullarda yaşanan şiddet olayları, bugün eğitim sisteminin en yakıcı ve çok boyutlu sorunlarından biri haline gelmiştir. Artık sadece akran zorbalığıyla sınırlı kalmayan bu şiddet sarmalı; öğretmene yönelik fiziksel saldırılardan, okul kapılarına dayanan dış müdahalelere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkmaktadır. Eğitim ortamlarını güvenli bir liman olmaktan çıkaran bu durum, sadece bireylerin can güvenliğini tehdit etmekle kalmayıp; aynı zamanda öğrenme süreçlerini felç ederek eğitim kurumlarını bir gerilim alanına dönüştürmektedir.
  54.  
  55. EĞİTİM POLİTİKALARINDA
  56. SINIFSAL VE SİYASAL
  57. TERCİHLER BELİRLEYİCİDİR!
  58.  
  59.  
  60. İktidar, yıllardır uyguladığı eğitim politikalarını “bütçe disiplini” ve “değerler eğitimi” söylemleriyle meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Ancak mevcut tablo, bu argümanların gerçekliği yansıtmadığını açıkça göstermektedir. “Bütçe disiplini” bahanesi, özel okullara aktarılan teşvikler ve MESEM eliyle işletmelere ucuz iş gücü sağlanması gibi uygulamalarla çelişmekte; aslında eğitime ayrılan kaynağın yeniden dağılımında adaletsiz bir tercihi gizlemektedir. Benzer şekilde, “değerler eğitimi” adı altında sunulan müfredat değişiklikleri ve ÇEDES gibi projeler, bilimsel ve laik eğitim anlayışını tasfiye ederek, toplumu tekçi bir inanç ve dünya görüşü etrafında şekillendirme amacı taşımaktadır. Eğitim Sen, bu söylemlerin ardına saklanan ideolojik ve piyasacı uygulamaları ifşa etmeyi sürdürecektir.
  61.  
  62. Okulda bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su, modern dünyada kamusal eğitimin ayrılmaz bir parçasıyken Türkiye’de bu talep adeta bir “lüks” haline getirilmiştir. Açlık çeken bir zihnin derse odaklanması fiziksel olarak imkansızdır. PISA sonuçları da göstermektedir ki; yetersiz beslenen öğrencilerin fen, matematik ve okuma becerileri, akranlarına göre çok daha düşük seviyede kalmaktadır. Beslenme çantası boş olan çocuk, sınıfın içinde sadece açlıkla değil, derin bir sosyal dışlanmışlık ve yetersizlik hissiyle de mücadele etmektedir.
  63.  
  64. TÜRKİYE YÜZYILI
  65. MAARİF MODELİ:
  66. LAİK BİLİMSEL EĞİTİME
  67. KARŞI İDEOLOJİK KUŞATMA
  68.  
  69. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla geçtiğimiz eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlayan yeni müfredat, eğitim bileşenlerinin, sendikaların ve bilim çevrelerinin görüşleri yok sayılarak hazırlanmış pedagojik bir yıkım projesidir. Bu model, eğitimin niteliğini yükseltmeyi değil, siyasi iktidarın “makbul vatandaş” hedefini hayata geçirecek ideolojik bir nesil yetiştirmeyi hedeflemektedir.
  70.  
  71. “Maarif Modeli”, öncelikle bilimi ve laik eğitim ilkesini açıkça hedef almaktadır. Eğitimin tüm kademelerine yayılan ve dini referanslarla örülen “değerler eğitimi” adı altındaki düzenlemeler, kamusal okulları tarikat ve cemaatlerin arka bahçesi haline getiren ÇEDES gibi projelerin müfredat haline getirilmiş halidir. Farklı inançlara, kimliklere ve yaşam biçimlerine yer vermeyen bu tek tipçi yapı, toplumsal çeşitliliği yok saymakta ve okullardaki kutuplaşmayı çocuk yaşlara indirmektedir.
  72.  
  73. Türkiye’nin yüz yılı aşan köklü öğretmen yetiştirme modelini yok sayan, tarihsel süreç içinde oluşmuş tüm eğitim birikimini ve pedagojik kazanımlarını tasfiye etmeyi amaçlayan “akademi” dayatmasını kabul etmek ve onaylamak mümkün değildir.
  74.  
  75. Eğitim fakültelerinin verdiği diplomayı fiilen yok sayan, liyakat yerine sadakati önceleyen ve öğretmen adaylarını sefalet ücretine mahkûm eden bu anlayış; yalnızca meslektaşlarımızın geleceğini değil, eğitim sisteminin geleceğini de karartacaktır.
  76.  
  77. Eğitim Sen olarak, eğitimin ticarileştirilmesine ve siyasi kadrolaşmanın bir aparatı haline getirilmesine karşı, öğretmenlik mesleğinin onurunu ve güvenceli çalışma hakkını her platformda savunmaya devam edeceğimiz bilinmelidir. Nitelikli eğitim ancak liyakatli, güvenceli ve mesleğini siyasi iktidardan bağımsız şekilde icra eden öğretmenlerle mümkündür.” /BSGMEDYA



Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI