Çorum'un tanınmış simalarından Avukat Ahmet Özdel, gündeme dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu
-
- Avukat Ahmet ÖZDEL
-
- 21 Temmuz 2026
- “Tren sesi
- Duymaya göreyim
- İki gözüm iki çeşme…”
- Orhan Veli
- Bazı dönemler vardır; siyaset yalnızca sandıkta değil, toplumun vicdanında, mutfağında ve sokağında şekillenir.
- 31 Mart 2024 yerel seçimleri, Türkiye siyaseti açısından böyle bir dönüm noktasıydı.
- Cumhuriyet Halk Partisi, 1977 yerel seçimlerinden bu yana ilk kez Türkiye genelinde birinci parti oldu. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere 14 büyükşehirde seçimleri kazandı. Yeniden Refah Partisi ise girdiği ilk yerel seçimde aldığı oyla dikkat çekerek Türkiye siyasetinde önemli bir aktör haline geldi.
-
- Bu sonuç, iktidar açısından kolay hazmedilecek bir tablo değildi.
- Çünkü 31 Mart 2024 seçimleri, iktidarın yıllardır sahip olduğu siyasi üstünlüğün sarsıldığını gösterdi. Seçim sonuçları, toplumun önemli bir bölümünün değişim arayışında olduğunu ortaya koydu.
- İşte bundan sonra siyaset yeniden dizayn edilmeye başlandı.
-
- Bir tarafta Yeniden Refah Partisi'nden seçilen belediye başkanlarının iktidar saflarına katılması, diğer tarafta DEM Parti üzerinden yürütülen siyasi temaslar… Öte yandan muhalefetin en büyük partisinin kendi iç tartışmalarına sürüklenmesi…
- Bütün bu gelişmeler, Türkiye'de siyasetin yalnızca seçim meydanlarında değil, masa başlarında ve siyasi mühendislik hesaplarıyla da şekillendirildiği yönündeki tartışmaları beraberinde getirdi.
-
- Ancak bir gerçek var:
- 31 Mart 2024'te iktidar ciddi bir siyasi yara aldı.
- Bu yaranın ardından muhalefetin önünde tarihi bir fırsat doğdu.
- Fakat mesele yalnızca oy oranlarını toplamak değildir.
- Mesele, farklı kesimlerin ortak bir hedef etrafında nasıl bir araya getirileceğidir.
-
- YENİ PARTİ DEĞİL,
- YENİ BİR LOKOMOTİF
-
- Bugün tartışılması gereken şey, yalnızca yeni bir parti kurulup kurulmayacağı değildir.
- Asıl mesele, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal koşullara uygun yeni bir siyasal hareketin nasıl inşa edileceğidir.
- Çünkü Türkiye'nin mevcut siyasi kalıpları, toplumun bütün kesimlerini kucaklamakta zorlanmaktadır.
-
- Yeni yapı, klasik anlamda bir siyasi parti olmamalıdır.
- Yeni yapı;
- İşçinin,
- emeklinin,
- üretici köylünün,
- küçük esnafın,
- iş insanının,
- işsizin,
- kadının,
- gencin,
- öğretmenin,
- öğrencinin,
- farklı inançlara sahip insanların,
- farklı siyasi düşüncelere mensup vatandaşların
- aynı hedef doğrultusunda bir araya gelebildiği büyük bir demokrasi hareketi olmalıdır.
-
- Bu hareketin temel amacı, birbirine benzeyen insanları bir araya getirmek değil; farklılıklarıyla birlikte yaşama iradesi gösterebilen insanları aynı hedefte buluşturmak olmalıdır.
-
- Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı, herkesin aynı düşündüğü bir yapı değildir.
- Türkiye'nin ihtiyacı, farklı düşünen insanların birbirini yok saymadan, birbirini değiştirmeye çalışmadan, ortak bir hedef için yan yana yürüyebilmesidir.
-
- ÖNDE LOKOMOTİF,
- ARKADA TÜRKİYE'NİN
- BÜTÜN VAGONLARI
-
- Yeni yapı, adeta güçlü bir lokomotif gibi olmalıdır.
- Önden bakıldığında lokomotif…
- Yandan bakıldığında yan yana ilerleyen vagonlar…
-
- Arkadan bakıldığında ise farklı renkleri, farklı düşünceleri ve farklı hayatları taşıyan büyük bir tren…
- Bu trenin vagonlarında sosyal demokratlar da olmalıdır, demokrat milliyetçiler de…
- Sosyalistler de olmalıdır, samimi Müslümanlar da…
-
- Demokrat muhafazakârlar da olmalıdır, Cumhuriyet ve laiklik değerlerini savunanlar da…
- Temel hak ve özgürlüklerini talep eden Kürtler, Çerkesler, Aleviler ve toplumun bütün kesimleri de kendi kimlikleri ve farklılıklarıyla bu trende yer almalıdır.
-
- Kimse kimseyi yargılamamalıdır.
- Kimse kimseyi kendisine benzetmeye çalışmamalıdır.
- Çünkü bu yolculuğun amacı herkesin aynı olması değil, aynı hedefe birlikte yürüyebilmesidir.
-
- Bu hedef ise açıktır:
- Cumhuriyet değerlerini korumak, demokrasiyi yeniden güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü tesis etmek ve ülke kaynaklarının halkın yararına kullanılmasını sağlamak.
-
- MİLYONLARIN ORTAK
- DERDİ AYNI
-
- Bugün emekli geçinemiyor.
- Asgari ücretli ay sonunu getiremiyor.
- Üretici ürettiğinin karşılığını alamıyor.
- Küçük esnaf borç içinde.
- Gençler geleceğini göremiyor.
- İş insanı ekonomik belirsizliklerle mücadele ediyor.
-
- Çalışan, emeğinin karşılığını alamamaktan şikâyet ediyor.
- İnsanlar her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor.
- İşte bütün bu insanların ortak bir derdi var:
- Geçinememek ve geleceğe güvenle bakamamak.
-
- O halde çözüm de ortak olmalıdır.
- Bir işçiyle iş insanı…
- Bir emekliyle genç…
- Bir üreticiyle tüketici…
- Bir inananla inanmayan…
- Bir muhafazakârla sosyal demokrat…
- Aynı masada oturabilmeli, aynı ülkenin geleceği için ortak söz söyleyebilmelidir.
- Çünkü Türkiye'nin kurtuluşu, birbirine düşmanlaştırılan insanların yeniden yan yana gelmesinden geçmektedir.
-
- 7 HAZİRAN 2015:
- UNUTULMAMASI
- GEREKEN DERS
-
- 7 Haziran 2015 seçimleri, bugün için çok önemli bir ders niteliğindedir.
- O seçimlerde AK Parti tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetti.
- Ancak muhalefet, ortaya çıkan siyasi tabloyu doğru değerlendiremedi.
-
- Gerekli siyasi cesaret gösterilemedi.
- Gerekli adımlar atılamadı.
- Sonrasında Türkiye, ağır siyasi gerilimlerin, çatışmaların ve toplumsal travmaların yaşandığı bir döneme sürüklendi.
- Bugün yaşananları değerlendirirken 2015'in dersleri mutlaka hatırlanmalıdır.
-
- Çünkü siyaset, fırsatları zamanında değerlendiremezse tarih aynı hataları farklı biçimlerde yeniden önünüze koyar.
- Bugün de muhalefetin kendi iç tartışmalarına gömülmesi, kurultay hesapları, disiplin süreçleri ve örgüt içi çekişmeler, toplumun asıl gündemini gölgelememelidir.
-
- Halk geçim derdindeyken,
- gençler gelecek kaygısı yaşarken,
- emekliler ayakta kalmaya çalışırken,
- ülkenin gündeminin yalnızca siyasi koltuk mücadelelerine sıkıştırılması kabul edilemez.
- Çünkü halk artık beklemiyor.
- Halk artık bir çıkış yolu arıyor.
-
- HALK TRENİN HAREKET
- ETMESİNİ BEKLİYOR
-
- Ekrem İmamoğlu'nun da ifade ettiği gibi toplumun farklı kesimlerinde bir değişim beklentisi var.
- Milliyetçisiyle, muhafazakârıyla, sosyal demokratıyla, sosyalistiyle, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla…
- İnsanlar bir çıkış arıyor.
-
- Bu arayışın temelinde ise siyasi sloganlardan çok daha büyük bir gerçek var:
- Geçim sıkıntısı.
- İnsanlar ürettiği ürünün para etmemesinden,
- emeğinin karşılığını alamamaktan,
- kazandığı paranın alım gücünün her geçen gün azalmasından,
- çocuklarının geleceğinden endişe ediyor.
- İşte bu nedenle artık zaman kaybetmeden bir irade ortaya konulmalıdır.
-
- Makinist lokomotife binmelidir.
- Trenin rotası belirlenmelidir.
- Vagonlar hazırlanmalıdır.
- Herkes kendi farklılığıyla, kendi kimliğiyle, kendi düşüncesiyle bu büyük yolculukta yerini almalıdır.
-
- Çünkü tren garında bekleyerek tren sesi duyulmaz.
- Trene binmek gerekir.
- Yola çıkmak gerekir.
- Risk almak gerekir.
- Cesaret göstermek gerekir.
-
- Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir koltuk kavgası değil, yeni bir umut yolculuğudur.
- Mesele yalnızca yeni bir parti kurmak değildir.
- Mesele, Cumhuriyet'in temel değerlerini yeniden güçlendirmek, demokrasiyi yeniden inşa etmek ve ülkenin kaynaklarını halkın yararına kullanacak bir siyasal anlayışı ortaya koymaktır.
-
- Bu nedenle herkes kendi vagonuna binmelidir.
- İnanan da…
- İnanmayan da…
- İşçi de…
- İşveren de…
- Köylü de…
- Esnaf da…
- Genç de…
- Emekli de…
- Kadın da…
- Erkek de…
-
- Farklı kimliklere ve farklı düşüncelere sahip herkes, ortak hedef doğrultusunda yan yana gelebilmelidir.
- Çünkü bu yolculuk bir kişinin, bir partinin ya da bir grubun yolculuğu değildir.
- Bu yolculuk, Türkiye'nin geleceği için ortak bir yürüyüştür.
-
- Şimdi yapılması gereken bellidir:
- Makinist lokomotife binmeli.
- Lokomotif harekete geçmeli.
- Vagonlar birbirine bağlanmalı.
- Ve tren, demokrasiye, özgürlüğe, adalete ve halkın refahına doğru yola çıkmalıdır.
- “Tren sesi duymak istiyorsak, istasyonda beklemek yetmez.
-
- Trene binmek, yola çıkmak ve yürümek gerekir.”
- Yola çıkanların yolu açık olsun.
- Kurtuluşu hedefleyenlerin yolu açık olsun.
- Tren artık beklememeli.
-
|