Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
- SÜLEYMANCI CEMAATİNE
- OPERASYON: 49 GÖZALTI!
-

- 13 Ağustos 2026
- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
- Ankara merkezli operasyon 17 ilde 123 adreste gerçekleştirilirken, soruşturmanın odağına örgütlü mali suç, para hareketleri ve şirketler üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen usulsüzlükler alındı.
-
- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu öne sürülen çıkar amaçlı suç yapılanmasına yönelik operasyon başlatıldı. Ankara merkezli operasyonun 17 ilde gerçekleştirildiği ve 123 adreste arama ve el koyma tedbirlerinin uygulandığı bildirildi.
-
- Soruşturma kapsamında, aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
- Operasyon kapsamında arama yapılan 123 adresin 43’ünün doğrudan şüphelilerle bağlantılı adreslerden, 80’inin ise 33 şirkete ait farklı lokasyonlardan oluştuğu belirtildi.
-
Soruşturmanın odağında
- ekonomik yapılanma var
-
- Soruşturmanın herhangi bir sosyal veya dini faaliyete değil, söz konusu yapılanmanın hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı bir suç yapılanması olarak faaliyet gösterip göstermediğine odaklandığı öğrenildi.
- Örgütlü mali suçlar kapsamında yürütülen soruşturmada şüpheliler hakkında; yolsuzluk, kara para aklama, yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma ve milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük iddialarının araştırıldığı belirtildi.
-
- Dosyada, bazı şirketlerin sermaye yapıları ile gerçekleştirdikleri para hareketleri arasında olağan dışı ilişkiler bulunduğunun değerlendirildiği kaydedildi.
-
MASAK analizleri de inceleniyor
-
- Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
- Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
-
- Söz konusu para hareketlerinin ve bu miktarın suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemelerin ardından kesinlik kazanacağı belirtildi.
- Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı kaydedildi.
-
- MASAK incelemelerinde, Alihan Kuriş Suç Örgütü yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildi; bu şekilde kara para aklandığı düşünülen şirketlere ve bağlantılı mal varlıklarına kayyım atandı.
-
Şirket ve varlıklara tedbir
-
- Soruşturma kapsamında, suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin korunması ve olası kamu zararının önlenmesi amacıyla bazı şirket ve varlıklara yönelik el koyma ve diğer koruma tedbirlerinin uygulandığı bildirildi.
- Şirketler ve varlıklar üzerindeki tedbirlerin kapsamının, mali incelemelerin tamamlanmasının ardından netleşmesi bekleniyor.
-
Soruşturma dini hizmet
- faaliyetlerini kapsamıyor
-
- Öte yandan soruşturma kapsamında herhangi bir derneğe veya dini hizmet faaliyetlerinde bulunan yapılara yönelik işlem gerçekleştirilmediği öğrenildi.
- Ankara merkezli operasyonun, şüphelilerin yakalanması ve mali delillerin toplanmasına yönelik sürdüğü bildirildi. Soruşturmanın kapsamının; MASAK raporları, şirket kayıtları, banka hareketleri ve diğer adli deliller üzerinde yapılacak incelemelerin ardından netleşmesi bekleniyor.
-
- ***
SÜLEYMANCILARIN
- 80 YILLIK SİYASİ SIRRI
-
- Kapıyı CHP açtı...
- Menderes ile çelişkili ilişki...
- Demirel ve Özal büyüttü...
- Erdoğan ile hep mesafe
- CEMİLE Y. ÇETİN /(Odatv)
-
- Süleymancıların 80 yıllık siyasi sırrı... Kapıyı CHP açtı... Menderes ile çelişkili ilişki... Demirel ve Özal büyüttü... Erdoğan ile hep mesafe
-
- Bugün Türkiye, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen cemaate yönelik büyük bir yargı operasyonuyla güne uyandı.
-
- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, cemaatin lideri kabul edilen Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
-
- İstanbul, Ankara ve Antalya dahil 17 ilde operasyon yapıldı ve ilk açıklamalara göre 30 kişi gözaltına alındı. 43 şüpheli adresiyle 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.
-
- Savcılık soruşturmayı; suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurumları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet iddialarıyla yürütüyor.
-
- Bugünkü operasyonu anlamak için yalnız bugüne bakmak yetmez. Süleymancıların Türkiye'deki varlığı yaklaşık seksen yıllık bir siyasal tarihe sahip…
-
- Bu tarihte ilginç olan, cemaatin hep aynı partiyle birlikte yürümesi değil. Tam tersine… Partiler değişti. Liderler değişti. Rejimler değişti.
-
- Süleymancılar değişen şartlara göre siyasetle kurdukları ilişkiyi yeniden düzenledi. Asıl incelenmesi gereken bu...
-
KAPIYI CHP AÇTI
-
- Önce yaygın bir kanaati düzeltmek gerekiyor. Türkiye'deki dini cemaatlerin 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bir anda yeraltından çıktığı düşünülüyor.
- Oysa, siyasal kapı daha önce aralandı. 1946'da çok partili hayata geçilmesi CHP din politikasını değiştirdi. 1948'de imam-hatip kursları açıldı. 1949'da ilkokullarda isteğe bağlı din dersleri başladı. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin kuruluşu gerçekleşti. Bu dönem CHP'nin son başbakanı Şemsettin Günaltay dönemiydi.
-
- Akademik araştırmalar 1948'den itibaren Hasan Saka ve ardından Günaltay hükümetlerinin din eğitimi konusunda önceki döneme göre belirgin bir politika değişikliğine gittiğini gösteriyor.
- Süleyman Hilmi Tunahan'ın çevresindeki din eğitimi faaliyetlerinin rahatlamaya başlamasını bu siyasi iklimden bağımsız düşünmemek gerekiyor…
-
- Yani başlangıç noktasına yalnız Adnan Menderes'i koyarsanız kronolojinin ilk halkasını kaçırırsınız. Kapı CHP'nin son döneminde aralandı. Fakat açılan kapıdan büyük kitlelerle geçiş Demokrat Parti yıllarında gerçekleşti.
-
ANADOLU'YA YAYILIŞ
-
- 1950'de Demokrat Parti iktidara geldiğinde Türkiye'nin din politikası daha büyük dönüşüm geçirdi.
- Süleyman Hilmi Tunahan açısından asıl örgütlenme ve yayılma yılları başladı. Cemaatin daha sonraki bütün yapılanmasını açıklayan kritik yöntem o dönem start verdi:
- -Talebe yetiştir.
- -Talebeyi Anadolu'ya gönder.
- -Kur'an kursu aç.
- -Yeni talebeler yetiştir.
-
- Böylece Tunahan'ın öğrencilerini ülkenin çeşitli bölgelerine göndererek Kur'an kursları açtırdı ve öğrencilerini Diyanet sınavlarına sokarak müftü, vaiz, imam ve Kur'an kursu hocası olmalarını teşvik etti.
-
- Bu aslında sonradan “Süleymancılar” adıyla anılacak yapının en önemli örgütlenme sırrıydı.
- Siyasi parti teşkilatı kurmadılar.
- Gazete etrafında örgütlenmediler.
- Büyük meydan toplantıları yapmadılar.
- Talebe üzerinden insan ağı kurdular.
-
- Fakat burada önemli bir ayrıntı var:
- Demokrat Parti döneminin din politikaları cemaatin büyümesine imkân sağladı diye, Tunahan ile Menderes arasında kesintisiz bir siyasi ittifak varmış gibi düşünülmemeli. Tunahan DP döneminde de soruşturmalarla, gözaltılarla karşılaştı. Demek ki ilk yıllardan itibaren ilişki basit bir “iktidar-cemaat ittifakı” değildi.
- Devlet bir yandan din alanını genişletiyor, diğer yandan kendi denetiminin dışına çıkan dini yapılanmalara kuşkuyla bakıyordu.
- Bu gerilim sonraki bütün dönemlerde karşımıza çıkacak...
-
CEMAATİ SİYASETE
- TAŞIYAN DAMAT
-
- Süleyman Hilmi Tunahan 1959'da öldü.
- Bundan sonraki dönemin kilit ismi damadı Kemal Kaçar oldu.
-
- Damat Kaçar döneminde
- büyük bir değişim yaşandı:
-
- Cemaat yalnız din eğitimi veren topluluk olmaktan çıkıp parlamenter siyasetle doğrudan temas kuran örgütlü bir toplumsal güce dönüşmeye başladı.
- Kemal Kaçar 1965'te Osman Bölükbaşı'nın Millet Partisi'nden Kütahya milletvekili seçildi.
- 1969'da bu kez Süleyman Demirel'in Adalet Partisi'nden yine Kütahya milletvekili oldu.
- 1977'de AP'den İstanbul milletvekili olarak Meclis'e girdi.
-
- Süleymancı çevreden başka isimlerin de AP çatısı altında milletvekilliği ve senatörlük yaptığını hatırlatalım.
- Bu, çok önemli bir aşamaydı. Artık cemaatin siyasette yalnız oyu yoktu, milletvekili vardı. Meclis'te temsil kanalı vardı.
- Parti yönetimleriyle doğrudan ilişki kurabilecek isimleri vardı. Bürokrasiye sızmaya başladılar.
-
- İtibariyle Süleymancıların gerçek anlamda siyasi aktör haline gelişi, Menderes'ten çok Demirel döneminde gerçekleşti...
-
MERKEZ SAĞ HAT
-
- 1960'lar ikinci yarısından itibaren cemaatin doğal siyasi adresi sadece Adalet Partisi oldu. Neden?
- Çünkü AP hem Demokrat Parti'nin toplumsal mirasına sahip çıktı hem de dindar-muhafazakâr Anadolu seçmeniyle güçlü bağ kurdu.
-
- Ayrıca Süleymancıların temel talebi bir “İslam devleti” programından ziyade, Kur'an kurslarını, derneklerini ve eğitim faaliyetlerini sürdürebilecekleri alanın korunmasıydı.
- Bu nedenle Milli Görüş'ün yükselmesine rağmen cemaatin ana siyasi hattı uzun süre Necmettin Erbakan değil, Süleyman Demirel oldu.
-
- Üstelik tam bu dönemde cemaat kurumsal açıdan da değişti: 1965'te Diyanet teşkilatında yapılan düzenlemelerin ardından cemaat 1966'da Kur'an Kursları Kurma, Koruma ve İdame Ettirme Dernekleri Federasyonu'nu kurdu.
-
- 1971'de çıkarılan yeni Kur'an Kursu Yönetmeliği ise başka bir dönüşüme yol açtı. Kur'an kursu binalarının kullanım hakkının Diyanet'e devri gündeme gelince dernekler amaçlarını genişletti: Ortaokul, lise ve yüksek öğrenim öğrencilerine yardım eden kuruluşlara dönüştü.
-
- Ve kritik adım atıldı:
- Yurtlar kurulmaya başlandı.
-
- Bugünkü Süleymancı yapılanmasını anlamak isteyenlerin bu tarihi iyi görmesi gerekiyor: Kur'an kursundan öğrenci yurduna geçiş yalnız pedagojik değil, sosyolojik bir devrimdi.
- Çünkü kursa çocuk gelir. Yurtta ise çocuğun bütün gündelik hayatı şekillenir…
-
12 EYLÜL DARBESİ:
- DENGELER ALTÜST OLDU
-
- Sonra 12 Eylül 1980 askeri darbesi geldi.
- Cemaat açısından bu sadece bir askeri darbe değildi. Yaklaşık on beş yıldır kurduğu siyasi düzenin çöküşüydü:
- Adalet Partisi kapatıldı. Demirel siyasetten uzaklaştırıldı. Cemaatin Meclis'teki doğrudan kanalları kesildi.
-
- Kemal Kaçar 12 Eylül sonrasında tutuklandı ve uzun süre Antalya'da cezaevinde kaldı.
- Cemaat çeşitli hukuki soruşturmalarla karşı karşıya geldi. Bu nedenle 12 Eylül'ü “askerler cemaatleri destekledi” klişesiyle okumak Süleymancılar özelinde yeterli değil.
- İlk aşamada tam tersine ciddi baskı gördüler. Fakat ardından çok daha karmaşık bir süreç başladı.
-
- Askeri yönetim siyaseti kapatırken dinin toplumsal rolünü tamamen ortadan kaldırmadı; bilakis sonraki yıllarda Türk-İslam sentezi olarak tarif edilen ideolojik iklim güç kazandı. Süleymancılar bu yeni döneme uyum sağladı.
-
- Burada cemaat tarihinin en belirgin özelliklerinden biri ortaya çıktı: Devletle kavga ederek yok olmak yerine, yeni devlet düzeninin içinde kendine yaşayabileceği alan bulmak...
-
1982 REFERANDUMUNUN
- TARTIŞMALI DOSYASI
-
- Bu döneme ilişkin üzerinde durulması gereken bir başka başlık var. 1980'lerin basınında, darbeci askeri yönetim ile Süleymancılar arasında 1982 Anayasası referandumu öncesinde temas veya pazarlık yaşandığı ileri sürüldü.
-
- İddiaya göre cemaatin yurtları üzerindeki devlet baskısının azaltılması karşılığında referandumda “evet” desteği istenmişti.
- Ve çok geçmeden başka bir lider ortaya çıktı: Turgut Özal.
-
ÖZALLA YENİ DÜZENE
- HIZLI UYUM
-
- 1983 seçimleri Türkiye açısından yeni başlangıçtı.
- Eski partiler yoktu.
- Demirel yasaklıydı.
-
- DP-AP geleneğinin devamı olarak kurulan DYP seçimlere sokulmamıştı. Sahneye yeni bir merkez sağ parti çıktı: ANAP.
-
- Süleymancıların siyasi davranışını anlamak açısından belki de en öğretici dönem budur.
- Çünkü cemaat, “Biz Demirelciyiz; Demirel dönene kadar bekleriz” demedi. Yeni siyasal merkeze yöneldi.
-
- Süleymancılar, Nurcular ve bazı Nakşibendi çevreleri 1983 ve 1987 genel seçimlerinde ANAP'a destek verdi. Aynı araştırmalar 1990'a doğru bu çevrelerin bir bölümünün yeniden DYP'ye yaklaştığını gösteriyor.
-
- Bu geçiş üzerinde düşünmek gerekir.
- Menderes öldü. Demirel yasaklandı. AP kapatıldı.
- Ama cemaat kendisini o liderlerin siyasi kaderine bağlamadı.
-
- Daima yeni güç merkezi buldu.
- Bu davranışı yalnız “fırsatçılık” kelimesiyle açıklamak yetersiz kalır. Ortada daha kurumsal bir refleks vardı:
- Cemaat kendi varlığını herhangi bir siyasi liderin varlığından daha önemli görüyordu.
-
ÖZAL'IN FARKI
-
- Özal dönemi yalnızca Süleymancıların ANAP'a oy vermesi açısından önemli değildi. Türkiye'de cemaat-siyaset ilişkisinin niteliği değişti.
- 12 Eylül öncesinde cemaatler çoğunlukla partilerin yanında duran oy kümeleri olarak görülürken, 1980 sonrasında vakıfları, şirketleri, eğitim kurumları ve ekonomik ağlarıyla daha görünür toplumsal aktörlere dönüştüler.
-
- ANAP'ın kendisi de muhafazakârları, milliyetçileri, liberalleri ve farklı merkez sağ çevreleri aynı parti içinde buluşturuyordu.
- Özal'ın esas tasavvufi yakınlığının Süleymancılardan ziyade İskenderpaşa/Nakşibendi çevresiyle anıldığı biliniyor. Ancak ANAP döneminde siyaset-tarikat ilişkilerinin daha görünür hale geldiği akademik literatürde de vurgulanıyor.
- Süleymancılar açısından Özal'ın anlamı bu nedenle daha genişti: Devlet karşısında varlığını korumaya çalışan cemaatten, yeni Türkiye'nin toplumsal aktörlerinden birine dönüşmek...
-
DEMİREL GERİ DÖNÜNCE
-
- 1987 referandumuyla siyasi yasaklar kalktı.
- Süleyman Demirel geri döndü.
- Türkiye merkez sağında bu kez iki büyük güç vardı:
-
- Özal'ın ANAP'ı… Demirel'in DYP'si…
- Süleymancılar da yeniden tercih değiştirmeye başladı.
- 1983 ve 1987'de ANAP'a verilen desteğin ardından 1990'lara girilirken cemaat DYP'ye yakınlaştı.
-
- Bu bile tek başına cemaatin siyasal karakterini anlatmaya yetiyor.
- Mesele “Özalcılık” değildi.
- Daha önce de “Demirelcilik” değildi.
- Daha önce “Menderesçilik” hiç değildi.
- Esas sadakat partiye değil, cemaatin devamlılığına yönelikti.
-
1990'LAR: ARTIK
- TEK ADRES YOK
-
- 1990'larla birlikte Türkiye siyaseti parçalandı.
- ANAP vardı. DYP vardı. Refah Partisi yükseliyordu. Milliyetçi sağ güçleniyordu…
- Cemaatlerin siyasal ağırlığı da arttı.
- Süleymancı çevrenin farklı dönemlerde DYP'ye, ANAP'a ve bazı seçimlerde Refah Partisi'ne yaklaşması, cemaatin artık tek merkez sağ partiyle özdeşleşmesini zorlaştırdı. Pragmatik yine: “Hangi partiden ne çıkarım var?”
-
- Üstelik örgütlenme çok büyümüştü. 1970'lerde başlayan yurt modeli genişledi.
- Hele Avrupa'daki yapılanma güçlendi. Cemaat daha 1973'te Köln'de bir İslam kültür merkezi kurdu, sonraki yıllarda Avrupa'nın başka ülkelerine yayıldı.
-
- Artık karşımızda yalnız Türkiye'deki birkaç Kur'an kursundan ibaret bir yapı yoktu. Yurtları… Dernekleri… Avrupa teşkilatları… Eğitim ağı… Ve giderek gelişen ekonomik yapısıyla büyük organizasyon vardı.
- Böyle bir yapı siyasetin kapısını çalmaz mı?
- Siyaset de böyle bir yapının kapısını çalmaz mı?
-
AKP İLE İLİŞKİ
-
- Süleymancılar, Erdoğan döneminde uzun yıllar iktidarla iyi ilişkiler kurdu. Bürokrasiden eğitime kadar çeşitli alanlarda hareket imkanını genişletti.
-
- Ancak bu yakınlık, koşulsuz ve değişmez bir siyasi bağlılık anlamına gelmedi. İktidarla çıkar çatışmasının yaşandığı veya ilişkilerin gerildiği dönemlerde, Erdoğan karşısındaki muhalefet partileriyle temas kurmaktan çekinmediler. Seçimlerde farklı adaylara destek verilmesi, yerel düzeyde kurulan ilişkiler ve muhalefet çevreleriyle geliştirilen temaslar bunun göstergesiydi.
-
- Yani Süleymancılar açısından belirleyici olan çoğu zaman ideolojik sadakat değil, cemaatin kurumsal varlığını ve hareket alanını koruyacak siyasi dengeyi bulmaktı…
- Ancak bu uzun yıllara yayılan partiler ilişkisi 2000’ler de kırılma yaşadı..
-
VE BÖLÜNME
-
- 2000 yılındaki kırılmayı hatırlamak gerekiyor:
- Süleyman Hilmi Tunahan’dan sonra cemaatin başına geçen damadı Kemal Kaçar’ın ölümü, Süleymancılar içinde ciddi bir liderlik mücadelesi yarattı.
-
- Kaçar’ın çocuğu yoktu; mücadele Tunahan’ın torunları olan iki kardeş, Mehmet Beyazıt Denizolgun ile Arif Ahmet Denizolgun arasında yaşandı.
-
- İlginç olan, bu aile içi ayrışmanın siyasete de yansımasıydı. Arif Ahmet Denizolgun Refah Partisi’nden milletvekili oldu ve Mesut Yılmaz hükümetinde bakanlık yaptı. Ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun ise daha sonra AKP’nin kurucuları arasında yer aldı ve milletvekili oldu. Böylece cemaat içindeki liderlik kavgası, farklı siyasi adreslere yönelen iki çizgi de ortaya çıkardı. Sert tartışmalar yaşandı, konu mahkemelere kadar yansıdı..
-
- Bugün yapılan büyük operasyonu bu uzun tarih içinde okumak gerekiyor.
- Süleymancıların yaklaşık seksen yıllık serüvenine baktığımızda yazdığımız gibi tek siyasi çizgi görmüyoruz.
-
- Yıllarda değişen siyasi dengelere göre farklı ilişkiler geliştiriyorlar. Bu nedenle soru: Nasıl oldu da Cumhuriyet'in birbirinden bu kadar farklı iktidarları boyunca bu yapı varlığını korumayı ve büyütmeyi başardı? Cevabın önemli bir bölümü cemaatin örgütlenme biçiminde saklı ilişkilerinde saklı.
-
- Bugünkü operasyonun tarihsel önemini de belki tam burada aramak gerekiyor: Yaklaşık seksen yıl boyunca değişen iktidarlarla ilişki kurarak varlığını sürdüren bu örgütlenme modeli, ilk kez devletle ilişkisinin en sert kırılmalarından biriyle karşı karşıya…
- /Kaynak: Odatv
-
|