• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com
Nihat KARALAR
bsgmedya@hotmail.com
ŞİDDET BİR VİRÜS GİBİ YAYILIYOR: BU İŞİN ŞAKAYA GELİR YANI YOK!
10/02/2016

 BİR NOT: ÖZDEŞLEŞME!

Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun, öncelikle gazetecidir.

Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir, onun üyesi veya sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde yayın yapmamalıdır. (Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nden)

 ***

Havasından mı suyundan mı, bilemiyorum nedense giderek şiddet toplumu olduk/ oluyoruz.

Anlayacağınız bir virüs gibi hızla yayılan şiddet, geldiğimiz noktada yaşamın tüm alanında kendini göstermektedir.

***

Her yerde şiddet…

Sağa baksan şiddet...

Sola baksan şiddet…

Aşağı baksan şiddet

Yukarı baksan şiddet…

Ailede şiddet…

Okulda şiddet…

İşyerinde şiddet...

Karakolda şiddet...

Sokakta şiddet

Caddede şiddet…

Mahallede şiddet...

Nahiyede şiddet…

Kasabada şiddet…

Kentte şiddet…

Bölgede şiddet...

Ülkede şiddet…

Kısacası; şiddet yaşamın her alanında hükümranlığını ilan etmiş gibi gözüküyor.

***

Bilim insanlarından tutun eğitimcilere kadar geniş bir yelpazede uzmanlarımız sorunu irdeleyip çözüm önerilerini bulmaya çalışıyorlar.

Çeşitli sendika ve sivil toplum örgütlerince konuya ilişkin raporlar hazırladı/ hazırlıyorlar...

Getirilen çözüm önerileri, alınan önlemlerin de sorunu önlemeye yetmediği görüldü.

Bugün şiddet liselerden ilköğretim okullarına indi.

Gazetelerin üçüncü sayfaları, tv’lerin haber programları şiddet ağırlıklı olaylarla dolu…

Yapılan onca çalışmaya, alınan tüm önlemlere rağmen önüne geçilemeyen şiddet giderek hız kazanıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre; bir yıl öncesine göre asayiş olayları yüzde 60 oranında artış göstermiş.

Geldiğimiz noktada görüldü ki; giderek şiddet toplumu oluyoruz.

Elbette bu noktaya gelişimizin birçok nedenleri var.

Bir kere insanların ekonomik durumları giderek bozuluyor.

İŞSİZLİK ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR!

Her geçen gün işsizler ordusuna binlerce insan katılıyor.

Tarım alanları; hükümetlerin aldığı yanlış ve IMF endeksli politikaları sonucu daraldığı için köyden kente büyük göçler yaşanıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki şiddetin nedenleri ile ilgili zaman zaman yaptığı araştırmada ortaya çıkan sonuç, aslında olayı çok net ortaya koyuyor.

Bakanlık yetkililerine göre; şiddeti besleyip büyüten en önemli etkenlerin başında; ekonomik nedenler, kültürel yozlaşma, değişen feodal yapı, yabancılaşma ve bir yere ait olamama geliyor.

Görüldüğü gibi giderek şiddet toplumu haline gelmemiz; sıradan bir asayiş olayı değil.

Görülmemelidir de…

Üzerinde çok ciddi olarak durulması, hatta çözümlenmesi için iktidarından muhalefetine; sivil toplum kuruluşlarından eğitim kurumlarına, yani toplumun tüm katmanlarına büyük görevler düşüyor.

Tabii ki en önemli görev ve sorumluluk ise; yürütmeye yani hükümete düşmektedir.

***

Bugüne kadar sorun hep küçümsendi,

Sıradan bir asayiş olayı olarak algılanıp, geçiştirildi,

Polisiye önlemler ile çözümlenebileceği varsayıldı.

Geldiğimiz noktada; sorunun küçümsenecek, gözardı edilecek bir yanı olmadığı nihayet görüldü.

Bugün ‘nasıl çözeceğiz?’ diye depelenip duruyoruz?

Bu konuda bazı girişim ve çalışmalar yapılıyor.

Yeterli olup olmadığını zaman gösterecek, ama fazla zamanımız da yok.

Çünkü ateş bacayı sarmış, koskoca binanın büyük bir yangınla karşı karşıya olmasına ramak kalmıştır.

Bu sorunu çözmek için aileden mi başlarız, eğitim sistemimizden veya yapısal değişikliklerden mi başlarız.

Ama bir yerlerden başlamak zorundayız.

Bu işin şakaya gelir yanı yok!

Vakit geçirmeden topyekun kolları sıvamalıyız.

Çünkü polisiye tedbirlerle işin çözümlenmeyeceği çok net görüldü.

Uzmanlarında altını çizdiği gibi; öncelikle ekonomik nedenlerin ortadan kaldırılmasından başlanılmalıdır.

***

Şiddeti bir sivri sinek olarak görürsek, tek tek öldürmekle bu sorunu ortadan kaldırmak mümkün gözükmüyor.

NE YAPMAK LAZIM?

Yapılacak olan; sivrisinekleri yaratan bataklığı kurutmaktır.

Yani sorunun kökenine inilmelidir.

Sivrisinekleri değil, bataklığı kurutmak zorundayız.

Bataklık kurutulmadığı, yani sorunun kökenine inilmediği sürece, sineklerin yeniden ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Ne olursa olsun; tüm bu yaşananlara rağmen, umudumuzu yitirmemeliyiz diyor, ‘şiddetin olmadığı, barış ve kardeşlik duygularının yeniden yeşerdiği bir ülkede yaşamayı diliyorum.



787 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DEĞİŞİME DİRENEN(LER) HEP KAYBEDER! - 13/06/2017
Sizce değişim nedir? Değişim denilince, aklınıza bulunduğunuz durumdan farklı bir konuma yönelmek mi , yoksa başka bir deyimle 360 derece değişmek mi gelir.
TÜRKİYE'DE AYDIN OLMAK ve UĞUR MUMCU - 22/01/2017
Türkiye’de aydın olmak, hele de yazar olmak.. Daha doğrusu düşünüyor olmak çok zor ve tehlikelidir.. Hele de son günlerde nasıl zor olduğu daha net görüldü..
‘NESLİ TÜKENMİŞ KELAYNAK KUŞLARI’ GİBİYİZ! - 08/01/2017
Hasbelkader yerel ölçekte yazmaya çalışan bizim gibi yazar taifesi (onca yazarın çizerin bol olduğu bir kentte bizi de yazar takımına dahil ederlerse) olarak, doluya boşa yazarız.
YİNE FACİA..YİNE ACI VE GÖZYAŞI! - 01/12/2016
Hani bizim camiada yazı karalayanlar arasında bir genel anlayış vardır:
‘SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK’ DEĞİLİZ, HİÇ BİRİMİZ! - 17/11/2016
Sizce, insan kendi kendini aldatabilir mi? Zaman zaman kendi iç dünyamda bir yolculuğa çıkar, adeta kendimi bir savcı titizliğiyle sorgulamaya, yargılamaya çalışır ve kendime hep bu soruyu sorarım.
HAYATIMIZ OLDU TELE-VOLE! - 16/11/2016
Son yıllarda özellikle de özel televizyonların hayatımıza girmesiyle birlikte adeta ‘televole toplumu’ olduğumuz gerçeğini görmezden gelemeyiz.
SAHİ, HAYATIN RENGİ VAR MIDIR? - 15/11/2016
Neyse konuyu iyice dağıtmadan, saadete yani asıl konumuza gelelim. Biliyorum, havaların hayli soğuyacağı ve giderek de çekilmez bir hal alan şu günlerde böyle sıkıcı konular da çekilmez ya!..
36 YILDÖNÜMÜNDE BİR '12 EYLÜL' ANISI... - 12/09/2016
36 YILDÖNÜMÜNDE BİR 12 EYLÜL ANISI... Bugün 12 Eylül.. Binlerce yurdum insanının zindanlara doldurulduğu, onlarca hatta yüzlerce insanımızın işkencelerle öldürüldüğü, henüz 17 yaşında olan Erdal Eren’in yaşı büyütülerek darağacına çekildiği,...
ORTADOĞU'DA KUYUYA TAŞI KİM ATMIŞTI? - 10/07/2016
Son günlerde sınır komşumuz, (hoş, iktidarın dış politikası sonucu ortada komşumuz diyebileceğimiz bir ülkede kalmadı ya) Suriye ve Irak’taki sıcak gelişmeler nedeniyle hızla büyük bir karamsarlık dehlizine doğru sürüklendik/sürükleniyoruz.
 Devamı

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI