• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com
Müslim TUNABOYLU
bsgmedya@hotmail.com
ODUNDAN DOĞALGAZA YOLCULUK
21/08/2016
14.07.2012/M.Tunaboylu Yazıları (10)

Sizinle biraz geçmişe bir gezi yapmak istiyorum. Yaşlı kuşak eski günlerini bir kez daha anımsarken, genç kuşakta biz yaşlılara göre daha şanslıyız diyebilecekler. 

Teknoloji gelişe dursun onu kullanabilmek ya da yaşantımızın her anında yanında olmamızı isteyişimiz insanı bazen güzel düşünceden, hayallerinden uzaklaştırıyor.
Kentlerde ve kırsal alanda yaşam biçimi bugünkü gibi çok çeşitli değildi.

Hemen herkesin KİLERinde aynı türden yiyecekler bulunurken, kışın soğuğundan da aynı tür yakacaklar tüketilirdi. Tabii bunların odundan başka bir yakacak türü olduğunu düşünmek yakın zamanlara doğru insanoğlunun yaşamında önemli rol almaya başladı.

Isınmada teknolojiyi öne çıkarmak için  kolların sıvandığına tanık olduk çoğu kez. Odun en önde gelen bir gereksinimdi ısınmak için.

Daha teknoloji sobayı insanla tanıştırmazdan önce ısınmada büyük bacalı evlerde geniş ocak başlarını anımsarız. Sobadan sonra mangal devreye girer ısınma aracı olarak. Yarı yanmış odunlar yani közler sobadan çıkarılır mangala konarak diğer odanın ısınması için taşınırdı.

Sobalara kuzineler eklendi. Çorba kuzine üzerinde hazırlanırken evin küçükleri çorbanın çabuk pişmesini ve büyük bakır taslara doldurulmasını beklerdik. Çay yıllar sonra çorbanın yerini aldı. Ailenin büyükleri için evin gençleri ocak ateşinin bir kenarına kahve cezvesini sokuşturur, aile büyüğüne çorbadan önce kahve sunulurdu.

Herhalde onun içindir ki bir kahvenin kırk yıl hatırı sayılır hale gelmişti.

Hani bazen ailenin küçüklerine ‘odun gibisin’ denir ya demek odun en önde gelen ısınma aracı olduğu hiç akıldan çıkmaz.

Genç bir aile ne kadar önemli ise odunda aile için önde gelen bir ısınma aracıdır. Kısaca odun geçmişte insanımızın yaşamını sürdürmesinde en önde gelen bir varlıktır. Buna insanın baş dostudur diyebiliriz.

Odunun sobaya yakıt olarak girmesi bir asırlık bir zamana yayılabilir. Odun sobaları, kömür sobaları, gaz sobaları, elektrik sobaları, doğal gaz sobaları, kalorifer petekleri kalorifer kazanları, doğalgaz kombileri insanoğlunun yaşamında gerekli olan yerini aldı.

Küçüklüğümde bir teyzeden duyduğum şu sözü hiç unutmam; ”Zaman gelecek ateş ocakta değil, evin ortasında yanacakmış. Yaradan bana o günleri göstermesin.’ demişti.

Ateş ocaktan sobaya sokulunca bir bakıma küçük bir devrim olmuştu, ısınma devrimi. Güzelliklerin önce kentsel alanlarda başladığını ve kırsal alana uzun süre sonra ulaştığını hepimiz biliriz.
Teknoloji geliştikçe çok değişik tüketim faturaları ile insanoğlu tanışmaya başladı. Haberleşme faturaları, ısınma ve aydınlanma faturaları, içmede ve temizlikte kullandığımız su faturaları.
‘Faturaların çeşitliliği ve tüketim artışı medeniyetin bir parçasıdır’ diyenler çoğunluktadır. Bu konuda uzmanlar çok sayıda makaleler yazmışlar, insanoğlunun yeni tüketim faturaları ile karşılaşmalarını öğütlemişlerdir.

Öğütlemek, reklam yapmak çok güzel insanın hoşuna gidiyor, amma hoşa gitmeyen bazı gerçeklerinde bulunduğunu söylemek gerekiyor.

Bazı faturalar iki ayda bir, bazı faturalar ayda bir görevlilerce konuta gelinerek kayda alınıp veriliyor.

Elektrik faturaları yazımında kolaylık sağlansın diye saatlerin dışarı çıkartılması istendi, su sayaçları soğuktan etkilenmesin diye tedbirler alındı, son olarak da doğalgaz saatlerinin bulunduğu kutuların kilitlenmemesi istenmiştir.

Faturalar oluşurken konutların bir haberi olmuyor, kısaca konutların zili bile kullanılmıyor. Fatura makineden çıkarılıp rastgele yere bırakılıp gidiliyor.

Faturaların yazılışında konutların haberdar edilmemiş olması zamanında ödemeleri de etkiliyor.

Zamanında ödenmeyen fatura durduğu yerde zamlanıyor. Böyle bir durumda konut sahipleri yeni bir tüketimle karşı karşıya bırakılıyor.

Zamanında ödenemeyen faturalardaki rakamlar giderek, hatta sessizce yükseliyor.
Ödeme yapamazsanız, ihbarlar geliyor, ardından da kesimler gerçekleştiriliyor.

Her ayın ilk haftası sonunda gelen doğalgaz faturaları son kez aybaşına üç gün var iken geldi.

Faturada belirlendiğine göre faturanın 27 günlük olduğu belirtiliyor. Doğalgaz yöneticilerinin böyle bir yazımdan haberlerinin olması gerekir. Faturanın yazıldığı tarih kurban bayramı tatiline denk getiriliyor. Doğalgaz yöneticilerine sormak gerekiyor, faturaları ayda bir yerine bundan sonra  27 günlük mü olacak.

Yoksa geçtiğimiz günlerde doğalgaza yapılan yüzde 22’lik zamla ilgili bir gelişme sonuçlanmadan tüketiciden paramızı alalım.

Değişim gerçekleşirse alınan fark bizim kasamızda bir süre kalır düşüncesi mi?

Bunun bir değerlendirme sonucu uygulandığı bir gerçek.

Şimdi doğalgaz yöneticilerine sormak gerekir:

Siz faturasını üç gün sonra ödeyen aboneden gecikme zammı alıyorsunuz. Üç gün önce ile üç gün sonra olayı üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gereken bir konudur diye düşünüyorum.

Hiç bir kurum altın yumurtlayan tavuğunu kesmek istemez.

Abonelere bundan sonraki faturada son durumla ilgili kısa bir notun  düşülmesi gerekir diye düşünüyorum
Aboneler, yaptıkları tüketimin bedelini elbette ödeyeceklerdir. Bedelsiz bir fatura olmaz ancak indirimli faturalar olur. Nerede mi diye sorarsanız, bazı kurumlarda çalışanların yakınlarına  indirimli faturalar kesilmektedir. Kurumların gelirlerini çalışanların yakınlarına yapılan indirimli faturalarla zarara uğratmak bana göre bir suç unsurudur.

İlgililerin konuya eğilmelerini bekler, okurlarıma saygılar sunarım. 



758 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YENİ YILI KARŞILAMAYA HAZIRLANIRKEN/SON YAZISI - 27/12/2020
Yazarımız Müslim Tunaboylu, 2020 yılının son yazısını kaleme alırken, yaşamının son yazısını yazmış.. Özlemle anacağız
YAŞADIKÇA YAŞANANLAR: 1930’LI YILLARDAN BİR ANI… - 23/07/2017
Alışık olmadığım bir tümce ile siz okurlarıma geçmiş ile ilgili bazı olayları anımsatmak istiyorum. Beni anlayacağınızı umut ederek yaşamdan kesitleri sıralamaya başlamak istiyorum.
TEKERLEĞİN GÜCÜ VE ÖZGÜRLÜKLER - 18/10/2016
İnsanoğlunun dünyayı tanıması öyle kolay olmamıştır. Yazımın başlığında belirttiğim ‘tekerlek’ insanoğlunun en önde gelen yardımcısı olmuştur.
MÜSLÜM TUNABOYLU’NUN HATIRALARI - 25/08/2016
Müslüm Tunaboylu, 1932 yılında Bulgaristan’ın Şumnu İl’ine bağlı Yenipazar İlçesi’nin Söğütlü Köyü’nde dünyaya geldi. Babası çiftçilikle uğraşıyordu.
'YAŞADIKÇA YAŞANANLAR' DEMİRYOLU-HAVAALANI - 22/08/2016
Avrupa'dan Anadolu'ya göç edişimizde bizi İstanbul Tuzla’dan Amasya'ya kadar taşıyan demir rayların üzerindeki güç çok ilgimizi çekmişti.
‘YAŞADIKÇA YAŞANANLAR’ UNUTULMAYAN GÜNLERİMİZ - 22/08/2016
Unutulmayan sayısız günlerimiz vardır. Onların bazılarını gereğince değerlendirir, geleceğe devrederiz. Ama bunun yanında bazı günleri nedense unuturuz.
OLAYLAR VE İNSANLAR - 21/08/2016
Bugün sizinle çok değişik bir gezinti yapmak istiyorum. Okurlarımın benimle gezinti yapmalarını istemek bir bakıma uygun gözükmeyebilir.
TEKNOLOJİYE NEDEN AYAK UYDURAMIYORUZ? - 21/08/2016
Günümüzün kuşağı her nedense gelişen teknolojiye rağmen bürokrasiden vatandaşı kurtaramıyor ya da kurtarmak istemiyor. Bu sorumuza bürokrasinin her kademesinde görev alanlar yanıt verebilirler
KÖY ENSTİTÜLERİ VE TUĞLACILAR - 21/08/2016
Günümüzden 71 yıl önce ülkenin 21 yerinde Köy Enstitüleri adı altında eğitim ve öğretim kurumları oluşturuldu. Çorum’da merkezi Kastamonu olan Gölköy Enstitüsü sahasına alınmıştı.
 Devamı

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

BİR KİTAP